Uzun yıllardır iş hayatındaki liderler ve girişimcilere koçluk ve mentörlük yaparken, onların kendi kendilerine oluşturdukları bazı inançlarını duydukça merakım derinleşiyor.
- “Ben aslında odağı dağınık biriyim”
- “Ben çok cesur değilim, sözümü esirgemeden söyleyemiyorum”
- “İşbirliğine kapalıyım…”
Liste uzadıkça şunu düşünüyorum: Bu etiketler gerçekten bizi mi yansıtıyor, yoksa sadece birer illüzyon mu? Çünkü benim de başıma gelmişti.
Artık uzun yıllar önce diyeceğim bir zamanda “yöneticilik parkuru” envanterinde bana “çok iyi koçluk yapar, takım oyuncusu olabilir ama liderlik konusunda özellikle kurumun para odağında yetersiz” demişlerdi. Açıkçası içimden çok sinirlenmiştim. Çünkü…
Forer Etkisi: Hepimizin Kandırıldığını Kanıtlayan O Klasik Deney
Sene 1949. Psikoloji profesörü Bertram Forer, psikolojiye giriş dersindeki 39 öğrenciye bir kişilik envanteri uyguladı. Bir hafta sonra her birine “kişilik analizi” sonuçlarını verdi. Öğrencilerin neredeyse tamamı sonuçlardan çok memnun kaldı.
Sonra Forer gerçeği açıkladı:
“Hepinize aynı metni verdim. Ve bu metin tamamen bir burç yorumundan alındı, uydurma cümlelerden oluşuyor”
Öğrenciler güldü. Ama ben yıllardır iş hayatında bunun benzerini her 10 kişiden 9’unda görünce gülemiyor aksine üzülüyorum.
Artık şunu kabul edin ki, hiçbir kişilik testi sizi tamamen tanımlayamaz.O testin “tutarlı” görünmesi, aslında sizin o tanımın içinde kendinizi görme isteğinizden kaynaklanır.
Peki bütün bu illüzyona rağmen neden milyon dolarlık bir sektör hâline geldi? İnsanlar ve kurumlar neden bu envanterlere bu kadar inanıyor?
İnsanların Envanter Sonuçlarına Neden Bu Kadar Güvendiği Dair 3 Büyük Gerekçe
- Test yetkin, sertifikalı bir uzman tarafından yapılıyor.
- Sonuçlar kişiselleştirilmiş diye sunuluyor (aslında kategorize edilmiş hazır seçeneklerden biri size veriliyor).
- Sonuçların yaklaşık %70’i olumlu ifadelerden oluşuyor.
E bir de bunun üstüne maddi bedel ödenince (kişisel veya kurum aracılığıyla), güvenilirlik algısı katlanıyor.
Benim Hikayeme Dönersek,
O envantere rağmen yöneticilerim beni yönetici pozisyonuna getirdi. Bireysel kanıları envanterle örtüşmüyordu (Allah’tan). Ayrıca ben de yeterince iyi olmasaydım, yurtdışından expat teklifleri almazdım. Kurumun para kazanma hedeflerini düşünmeseydim, benchmark projelerde kazandırdığım milyon euroluk sonuçlar da ortaya çıkmazdı. Açık mı?
Şimdi asıl meseleye gelelim mi?
Çalıştığım dostlarımın kariyerlerindeki en büyük sırlardan biri, dışarıdan kendilerine yapıştırılan etiketleri sorgulayabilme ve gerektiğinde o etiketleri yırtıp atabilme isteklilikleri
Bu sayede:
- Kariyerde radikal kararlar alabiliyorlar,
- CEO dahil C-level pozisyonlara yükselebiliyorlar,
- Kendi işlerini kurup başarılı şekilde büyütebiliyorlar.
Özetle zihinsel olarak kendilerini gerçek kendilerine hizalayabiliyorlar.
Hadi silkin artık!
Sen de onlar gibi kendinle gerçekten anlamlı bir uğraşa girecek misin?
Yoksa dışarıdan yapıştırılan etiketlerin içinde genelin arasında kaybolup gidecek misin?
Bu hafta sonu bu sorunun cevabını düşün. Yarının dünyasında hem güvenlik hem de tatmin duygusuyla ilerlemek istiyorsan, en doğru zaman şimdi.
Kemal Basaranoglu, PhD(c) Nörobilim, MCC
iletişim için email.